bekman.tv


ANNEME MEKTUP YAZDIM

Tarih: 09-05-2020 22:27

 

Gün anneler günü olunca yazmadan duramadım sana anne… Annesiz öksüz çocukları düşünürdüm,  sen yanımdaydın o zamanlar ve ben  o öksüz boynu bükük çocukların  her yerde olduğunun farkındaydım.  Annesi ölmüş birinin yanında ‘anne’ demeye çekinirdim sana.  O biri duygulanır, iç çeker, anne özlemine düşer diye…

Sabah keyif çaylarımızda; konuştuğumuz gibi dünya aynı dünya değil be anne…  Mantığın benzetişinde aklımda olanları ve geçmişi adamakıllı harmanlarken bu garip kızın; sana çok ihtiyaçta anne… 

Senin kelamların senin hayat izlenimlerin ve becerilerinden nasiplenebildiğim kadarıyla nasipleniyorum şimdi ve seni her an yâd ediyorum sadece ve içten gelen bitmeyen sevgimle…

Sen gittiğinden beri dünya aynı dünya idi, fakat iki ay öncesi ülkemizde de baş gösteren Korona denen bir virüs tebelleş oldu insanlığa.  İnsandan insana bulaşıyor ve bu illet, insana dadanmış bir vaziyette; insanı da öldürüyor. Herkes korkuyor bu bulaşıcı virüsten.

Dünya âlem tedbir alıyor, insanlar evlerine kapandı ve herkes birbirinden kaçıyor adeta… Zira bu bulaşıcı virüs kimden bulaşır gelir belli değil. Korona Virüs hakkında şehir efsaneleri de var ayrıca. Yapay üretildi, diyenler ve Yarasalardan bulaştığını söyleyenlerde var.  

Velhasıl kelam bu nereden geldiği tam olarak saptanamayan virüs canımızla uğraşıyor ve ele geçirdiği insan bünyesinde kendini yaşatmaya, insanı öldürmeye kast etmiş dolanıyor. Ama öyle yağma yok,  bilim insanları, virüsün hakkından gelmek üzere canla başla çalışıyorlar. 

Tüm sağlık çalışanları da ha keza ve dünya insanı sadece hayatta kalmak için virüsün gitmesini ve virüs aşısının bulunmasını bekliyor.  Hayat eskisi gibi değil bu yüzden anneciğim. Sokaklar korku tünelleri gibi… Virüs geldiği her nokta; bir taşıyıcı olduğuna göre tehlike her hâlükârda var olmalı. 

Sosyal hayat ev hayatına dönüştü ve herkes sanal bir ortamda kendince sosyalleşiyor.  Sosyalleşmenin sanalda olması iyi güzel de; sosyalleşme gerçekte bu değil ki…   Yüz yüze olmanın, dostla bir kahve içmenin hasreti oluştu insanlıkta… Hayata dair aktiviteler durdu.

Benlik yarışı da kalktı sanki… Eşitlendi sanki insanlık.  Poz hava falan yok artık. Herkes hayatta kalma derdinde ve kendini koruma gayretinde.

ARAFATTA BİR YERDE MİSİN ANNE…

Bu itibarla da iş-güç sektörleri durdu, işsizlik her zamankinden daha fazla. Dükkânlar kapandı, kafeteryalar boş. Lokantalar kapalı.   Kızın da yıllardır işsiz biliyorsun sen.  

Bu Pandomi de  iş için ağlaşmaktan geçtim, borçları düşünüyorum. “Allah büyük” diyorum. Hep senin dediğin gibi tevekkül ediyor,   umut türküleri söyleyen yüreğimin sesinde; umuda tutunuyorum…

Gelgelelim çok yalnızım be annem…  İyi olmama sevinenim yok, üzüntülerimi üzüntüsü bilenim yok… Dert anlatmaya takatim yok, anlatsam da dinleyenim yok zaten anne…

Ölen insanlar ARAFATTA bir yerlerde beklerlermiş kıyametin gelişini, doğru mu bilinmez ama görür mü ruh, dünya âlemini anne…

Sana da malum oluyor mu dünya halleri ve kızının yaşadıkları annem…

İnsanoğlu, haince gelen bu virüsle; kıyamet mi geliyor sorusunu sorarken kendine; herkesin kıyameti kendin de mi kopar yoksa anne…

HIDIRELLEZ DE GELİP GEÇTİ

Baharın müjdecisi HIDIRELLEZ DE geldi, geçti ama kimseler tınmadı bu yıl Hıdırellez’i.  Eskiden öyle miydi ya! Hani daha ben çocukken mahallemizde yanan ateşin üstünden atlar,  dilek tutardık ya…  Akşamdan evler yapardık Gül Ağacının dibine,  dileklerimizi yazardık bir, bir. … ki Hızır- İlyas kardeşlerin eli değsin diyeydi bu dilekler…

Sabah ilk ışıklarınla geldiğinde de topladığın ısırganlarla uykucu evlatlarını neşeyle, gülerek, severek ve  aslında astarında; düşünerek dalardın ısırganla… Tatlı dilinle ise öğüt verir bizlere anne… “Bu ısırgan şifa, koca sene hasta olmayacaksınız…” derdin. 

Hangi ara topladığını bilemediğim o güzelim güller,  suyun içine en-vahyi çeşit bahar çiçeklerinle özdeşleşmiş rüya mı gerçek mi ayrımında; Hıdırellez Sabahı o güllere bezenmiş sudan bize içirir, elimizi yüzümüzü yıkatırdın misler gibi.  Kahvaltılarımız şahane, sen şahane ben seninle şahaneyken; Gül Reçelinin tadı hala damağımdayken eskiyi ve seni çok arıyorum ben anne…

Fuar günlerinde; çoluk çocuk dolmalar, kuru köfteler, börekler, çörekler, ayranlar, gazozlar ve çimlere sere serpe serildiğimiz günler aklımda ve özlemimde anne…  Lunapark girişi ve şişman gösteren aynalar, bizi sevince taşıyıp,  hayret duygusuyla tanıştırırken her şey ne kadar doğalmış ne kadar gerçekmiş anne…

ANNE BUGÜN ANNELER GÜNÜ

“Analı kuzu, kınalı kuzu” derler ya benimkisi o hesap… Senle mutlu olan, senin varlığınla güç alan ben, seni; hatta gölgeni arıyorum anne…

Öksüzlük zormuş, güçmüş ve insanın gerçekten boynunu bükenmiş annem… Her anne evlatları için yaşar mutlaka. Ve sen de biz evlatlarınla yaşarken bu dünyada; çok iyi bir anne,  fevkalade bir arkadaş,  bulunmaz bir dosttun bana. Bayramda elini öpecek bir annem yok öbür öksüzler gibiyim bende.  

Haddizatında Korona Virüsü yüzünden kimseler kimseyi öpmeyecek, bu da çok zor ama anne baba kardeş eş dost ve akraba; varlıklarıyla bile güç verirken insana bu da geçer  değil mi anne…  Eğer bugünlerde olaydın yanımda; dizinin dibinden ayrılmaz, sesini duymaya razı gelirdim inan bana.   

Gönülden gönüle girmek adına Neşet Ertaş’ın bestesindeki gibi “Tatlı dillim güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm... Gölnüm hep seni arıyor neredesin sen…” diyerek gözyaşlarıma karışan imkânsızı bile bile sana bu mektubu yazdım annem.

Eskiden sevgilime mektup yazardım,  şimdi gerçek sevgilim annem, sana yazıyorum…  Buradan mahsus selamlarımı iletir, o mübarek ana ellerinden öper, hasretle kucaklarım seni ve sevgini anne… Hissediyor musun kızının hallerini bilmem ama sensiz çok eksiğim, çok yarımım anne…

Anneler günün kutlu olsun, anılarımızda seni öpüyor; sevgiyle, ruhla ve ruhen gönlümden gönlüne giden o gizli yolda selamlıyorum  seni anne…


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç

View My Stats