bekman.tv


HASET ETME KISKANÇ OLMA

Tarih: 06-03-2020 11:05

 

HASET ETME KISKANÇ OLMA…

VÜRÜS FALAN var DİKKAT ET KENDİNE

İŞ İSTE AMA MİNET ETME

Kıskandın mı haset mi ettin birilerini yoksa ey ego?

İçinde sevgi barındıran birinden zarar gelmez değil mi ama...   Fakat sevgisiz kimselerde durum vahim olduğu kadar da ürkütücü görünüyor.  Kıskançlık demişken: Kıskançlık nedir ne değildir hatırlayalım. Sende olmayanı gördüğün başkasına karşı duyduğun nefret duygusu mu diyelim?   Birilerinin kötü halde olmasını isteme duygusu mu? Bazılarının içini yiyen ve hainliklerin başladığı bir iç yolculuğu mu? Uzar gider bu olasılıklar ama kıskançlık her hâlükârda fena bir şey.

Kimler arasında var bu kıskançlıklar?

Arkadaşlar, eş-dost… Tabiatıyla hepsi sözde arkadaş ya da eş-dostun.

Velhasıl kelam kıskançlık duygusu arkadaşlar arasında, kadın veya erkek fark etmeden bazılarının içini kemirip duruyor.

İşte oradaki ego; buyur buraya mı diyor? Çünkü senin egon,  ‘onda var ben de neden yok’ diyor… Ve otomatiğe bağlı bir kıskançlık başlıyor…  Bu vaziyet,  ruhu hasta ediyor ve sonrasında da bedeni. Herkesi kıskanıyor o kimse. Dolayısıyla da kendine eziyete başlıyor farkında olmadan.

Kötü düşünen insanın kötü düşünceleriyle başkasına gönderilen kötü enerjileri bumerang misali ona geri dönüyor hâlbuki.

Haset, fesat, kıskançlık duyguları insanı ne hale getiriyor? Fesatlıkla yatıp kalkan insan, insani duygularını yitiriyor. İşte size kötü insan modeli karşınızda saydığım sayamadığım örneklerle duruyor; baylar bayanlar.

DEDİKODUCU

Senden aldığı lafı başkasına yetiştiriyor… Hatta bundan haz da duyuyor. Yalan yanlış sözlerle iftiralar da oluşuyor… Dedikodu yüzünden yuvalar yıkılıyor. Mağdur olunuyor. Kötülükler oluşuyor ve kötüler, kötülükleriyle yaşayıp giderlerken, kötülük kazanmıyor.

İyi olan dürüst olan kazanıyor…

İYİLİK YAP DENİZE AT HALUK BİLMEZSE BALIK BİLSİN

Atasözlerinin yerindeliğinde siz iyiliği yapın da ötesi mükâfattır demek mi oluyor?

Gerçi mükâfat beklemeden yapılan iyilik, iyiliktir ama  “nerede o yüce gönüllü insanlar?” dediğinizi duyar gibiyim. Şahsen aynı düşüncelerle ve çelişen düşüncelerde de olmuşluğum vardır ama bu savı çürüten insanları da görünce insandan ümidimi kesmedim.

İnsan olmanın gerekliliğinde yardımlaşmanın erdemi var çünkü.

KORONA VİRÜS GİT İNSANLIK ÜZERİNDEN

Koskoca Çin’i esir alan bir hastalık 21.yüzyıl   dünya insanlarını tehdit ediyor. Çin gibi sanayisi gelişmiş, bilimsel araştırmalara imza atmış bir ülkede insanlar bir virüs sebebiyle kırılıyorlar. Üstelik bulaşıyor hem de o virüsün girdiği her ortamdan. Ülkemizde yok ta deniyor var da… Komşu sınır ülkelerimizde var ama bizde yok galiba.

Galiba, diyerek avunmadan önce kendimizce tedbirler alalım iyisi mi? Hijyen önemli ve toplu taşım ulaşım yerleri ve de hastaneler…

 Eeee peki ne yapacağız?

Eller yıkanacak hem de sık. Bu bir.

Grip olmuşlardan uzak duracağız.   Bu İki.

Sosyalleşmeyi unut hiçbir yere kıpırdama.  Bu üç.

Yaz nasıl olsa kapıda ve sen ve o ve de herkes mikroplar kırılıncaya kadar sıkın dişinizi…  Hem bilim adamları da boş durmuyor, uğraşıyor bu virüsü yok etme işiyle. O zamana kadar sen temkinle bekle ve yukarıda saydıklarımla atlat bu badireyi…

İŞSİZLİK FAKİRLİK DOĞURUR 

Yüreğin fakir olmasın kardeşim. Para ne ki… Para seni hayatın belli bir zaman diliminde rahat mesut yaşatıyor… Fakat her şeyin bir sonu varken; ben sen açken… Sen, ballı kaymaklı kahvaltı sofralarında kurulurken benim de canım çeker senin yediklerinden ah be güzel kardeşim.

Kuru ekmeği katık eylerken kendime bal baklava saydım yediklerimi ama bal baklava değil ki sadece kuru ekmek!

Kıskançlık etmiyorum, itimat et. Ama en hayati ihtiyaçlarımı karşılayamazken ben, “ neden” diye sormaz mı insan?

Aş için önce iş lazım diyorum. İş verin o zaman da kursağımızdan en hayati olan beslenmelerimize geçsin. 

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en başında; yeme içme ihtiyacımız ve barınma ihtiyaçlarımız var. Hatırlatayım istedim.

SÖZ VERMEK BORÇLANMAKTIR AMA KİM BORÇLU

Sen tabii ki sen… Zira senin borçlar yerinde durmuyor, katlanarak çoğalıyor. Sana iş için söz veren senden haberdar mı bilinmez ama sözünü unutmuş olabilir.  O zaman hatırlat kendini..

Ama nerede?

Sen hala iş aramayı sürdürüyorsun, biliyorum da ha gayret… ya sabır…

Eş dost  iş ilanlarını bildiriyor sana. İş başvurularını da internette görüyorsun var işte.

Hadi bakalım, inşallah…

İzmir’deki belediyeler haberlere göre işçi ya da memur alacakmış. CV Bankalarına CV yollayın işinizi garanti edin bile diyemiyorum. Neye göre kime göre alınacak bu işçiler? Kriterler yazılı. Siz yine de umut edin, işinizin sizi aşa taşıyacağı günleri... Ya da belediye başkanlarından randevu isteyin.  Fakat randevular kapatılmış İzmir Büyük şehir dâhil tüm belediyelerde ve başkanlar sahadaymışlar. Asla ve kata randevu yok yani.  Şaka gibi… Bir şaka gibi olanda da yüzünüze kapanan telefonlar.  Nerede başkanlar diyesim var…  

Umut bitti derken sen işine bak ama nasıl?

Allah büyük…

Ama  “sap döner saman döner, gün olur devran döner” diye hatırlat lakin seni yok sayan, verdiği sözün arkasında durmayan her kim olursa olsun  “eyvallah” etme…

Allah büyüktür ve mutlaka bir kapı kapanır, öbür kapı açılır.  


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç

View My Stats