bekman.tv


İSTİKLAL MARŞIMIZ TÜM TÜRK ULUSUNUN SESİDİR

Tarih: 22-12-2019 18:25

 

İstiklal Marşımızın Kırklareli Üniversitesi’nde Arapça okutulması  “Bu da nereden çıktı,  neden ve niçin?” dedirtti topluma.

İstiklal Marşı milli marşımız ve bizim Kurtuluş Savaşı’nda millet olmanın verdiği bilinç ve birliktelikte Mehmet Akif Ersoy tarafından 23 Aralık 1920 de yazıldı.

İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşı dönemi, yazılış hikâyesi ve dizeleri ile Türk milletinin en önemli milli değerleri arasında yer almaktadır.

İstiklal Savaşı döneminin zorluklarını ile Türk milletinin bağımsızlık destanını anlatmasının yanında Hakk'a, yurda ve dine bağlılığı dile getiren İstiklal Marşı'nın kabulü bir takım olayların neticesinde gerçekleşmiştir.

İşte, 12 Mart 1921 yılında kabul edilen İstiklal Marşı'nın yazılış hikâyesi.

12 Mart 1921'de Mustafa Kemal'in başkanlığını yaptığı meclis oturumunda tartışmaya açıldı. Mehmet Akif’in şiiri meclis kürsüsünde Hamdullah Suphi Bey tarafından okundu.

Şiir okunduğunda milletvekilleri büyük bir heyecana kapıldı ve diğer şiirlerin okunmasına gerek görülmedi. Bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Akif'in şiiri coşkulu alkışlarla kabul edildi.

Güfteye en sert eleştiri Kazım Karabekir'den geldi. Kazım Karabekir, 26 Temmuz 1922'de Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Bey'e yazdığı mektupta yarışma sonucunun iptal edilmesini istemiş ve eleştirilerini sıralamıştır.

Eleştirilere karşın güftede bir değişikliğe gidilmedi ve Paşa da bu konuda ısrarcı olmadı.

ESERİNİ TÜRK MİLLETİ'NE İTHAF ETTİ

Mehmet Akif, kazandığı beş yüz liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklarına iş öğreterek yoksulluklarına son vermek için kurulan Darülmesai'ye bağışladı. Şair ayrıca, İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiş ve İstiklâl Marşı'nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat'a dâhil etmemiştir. Ülke savaş içerisinde olduğu için, Akif’in şiirinin bestelenmesi iki sene ertelendi; 1923'ün 12 Şubat'ında İstanbul Maarif Müdürlüğü'ne beste yarışması açma görevi verildi. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. Ülkenin içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle sonucu belirleyecek bir değerlendirme yapılamadı. Bu nedenle güfte, ülkenin çeşitli yerlerinde farklı bestelerle okunmaya başlandı. Edirne'de Ahmet Yekata Bey'in, İzmir'de İsmail Zühtü Bey'in, Ankara'da Osman Zeki Bey'in, İstanbul'da Ali Rıfat Bey ve Zati Bey'in besteleri okunuyordu.

İSTİKLAL MARŞI 10 KITASI SÖZLERİ! MEHMET AKİF ERSOY'UN 12 MART'TA KABUL EDİLEN İSTİKLAL MARŞI SÖZLERİ VE ON KITALIK HALİ

1930 YILINDAN SONRA OSMAN ZEKİ ÜNGÖR'ÜN BESTESİ KULLANILMIŞTIR

1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır.

İSTİKLAL MARŞI'NIN 10 KITASI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!

Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,

Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl.

 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

 

Garb'ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,

"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

 

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın…

Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.

 

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;

Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

 

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeliEbedî

Yurdumun üstünde benim inlemeli

 

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;

Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım.

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

BİLİM YUVASI ÜNİVERSİTEDE ARAPÇA OKUTULAN İSTİKLAL MARŞIMIZ

Kırıkkale Üniversitesi’nde Genç Kalemler Topluluğu, Bilim ve Sanat Topluluğu Dünya Arapça günü nedeniyle İstiklal Marşımızı Arapça okutmuştur.  Aşağıdaki broşürde görüldüğü üzere İstiklal Marşı altı kırmızıyla çizilmiş olarak Arapça okutulacağı vurgulanmış.

Sosyal medyadan İstiklal Marşımızın Arapça okutulmasına tepkiler yağarken üniversiteden açıklamalar yapıldı. Kırıkkale Üniversitesi Dünya Arapça günü nedeniyle böyle bir etkinliği yapmış…

Ne alaka anlayamadım ama İstiklal Marşımız biz Türk Milletine aittir ve Kurtuluş Savaşı Destanını anlatır.

İstiklal Marşının Arapça okutulması sosyal medyadan tepki alması ile Millet bütünlüğümüz apaçık ortadadır. İstiklal Marşı bir ulusun birlik beraberlik çağrısıdır. Ve Türk Ulusunun MİLLİ Marşıdır.

BİR LİSAN BİR İNSANDIR KUŞKUSUZ AMA ÖNCE TÜRKÇE

 Sosyoloji Kürsüsünü İstanbul Üniversitesine ilk kuran Ziya Gökalp düştü ister istemez aklıma.  Dil ve Türkçülük üzerine kitaplar makaleler ve tezler koyan sosyolog Gökalp.  İşte Ziya Gökalp’in  lisan şiiri.

LİSAN

Güzel dil Türkçe bize,

Başka dil gece bize.

İstanbul konuşması

En sâf, en ince bize.

Lisanda sayılır öz

Herkesin bildiği söz;

Ma'nâsı anlaşılan

Lûgate atmadan göz.

Uydurma söz yapmayız,

Yapma yola sapmayız,

Türkçeleşmiş, Türkçedir;

Eski köke tapmayız.

Açık sözle kalmalı,

Fikre ışık salmalı;

Müterâdif sözlerden

Türkçesini almalı.

Yeni sözler gerekse,

Bunda da uy herkese,

Halkın söz yaratmada

Yollarını benimse.

 

Yap yaşayan Türkçeden,

Kimseyi incitmeden.

İstanbul'un Türkçesi

Zevkini olsun yeden.

Arapçaya meyletme,

İran'a da hiç gitme;

Tecvîdi halktan öğren,

Fasîhlerden işitme.

Gayrılı sözler emmeyiz,

Çocuk değil, memeyiz!

Birkaç dil yok Tûran'da,

Tek dilli bir kümeyiz.

Tûran'ın bir ili var

Ve yalnız bir dili var.

Başka dil var diyenin,

Başka bir emeli var.

Türklüğün vicdânı bir,

Dîni bir, vatanı bir;

Fakat hepsi ayrılır

Olmazsa lisânı bir.

Ziya Gökalp


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç

View My Stats